
Marka hakkının ihlali iddialarına karşı savunma nasıl yapılır? Haksız iddiaları çürütmek ve tazminat riskini önlemek için uzman hukuki rehber.
İçindekiler
- 01Bir Marka Hakkının İhlal Edildiği Nasıl Anlaşılır?
- 02Marka Hakkının İhlali Savunma İmkanları Nelerdir?
- 03Marka Hakkının Tükenmesi ve Paralel İthalat (SMK m.152)
- 04Gerçek Hak Sahipliği İlkesi
- 05Tescilli Marka Savunması
- 06Kullanım İspatı Def’i: Markanın 5 Yıl Boyunca Kullanılmaması
- 07Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı ve Zamanaşımı
- 08Markalar Arasında Benzerlik Olmaması
- 09Ticari Hayatın Dürüstlük Kuralına Uygun Kullanım
- 10Marka Hakkının İhlali Savunma Dilekçesi Örneği
- 11Neden Bir Marka Avukatıyla Çalışmalısınız?
- 12Sonuç
- 13Sıkça Sorulan Sorular
Bir Marka Hakkının İhlal Edildiği Nasıl Anlaşılır?
Marka hakkının ihlali savunması yapmadan önce ortada bir marka ihlali olup olmadığının tespit edilmelidir. Bir marka ihlali varsa hukuka uygunluk sebepleri veya ileri sürülecek def’iler tespit edilir.
Marka ihlali sebebiyle ihtarname alınması veya davayla karşılaşılması halinde şu hususlar incelenmelidir:
Yukarıda yer alan değerlendirmeler sınırlı sayıda değildir. Marka hakkının ihlali savunmasında farklı kriterlere de bakılmalı ve akabinde savunma yöntemi belirlenmelidir.
-
Marka Tescili: SMK kapsamında bir marka hakkına tecavüzden bahsedebilmek için markanın tescilli olması gerekir. Tescilli olmayan bir markanın ihlal edilmesi mümkün değildir.
-
Marka Sınıfları: Markalar tescil edildiği sınıflar kapsamında korunur. Örneğin: (25.) sınıftan tescilli bir marka, (9.) sınıf bilgisayar ürünleri sınıfında korunmaz. Bu sebeple marka tescili avukatı olarak sınıf tespitinin doğru yapılmasına önem gösterilmektedir. Marka ihlali iddia eden marka, sizin markanızla tamamen farklı sektör ve sınıflardıysa, ortada bir ihlal yoktur. Ancak, tanınmış markalarda durum farklıdır, söz konusu markalar tüm sınıflarda koruma altına alınmaktadır.
-
Fiilin Niteliği: Marka ihlali oluşturduğu iddia edilen fiil, SMK m.7 ve 29 kapsamında bir hak ihlali olup olmadığı değerlendirilmelidir. Örneğin; SMK m.7/5/a; “Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi” bir hukuka uygunluk sebebidir.
-
Markaların Benzerliği: Her iki marka arasında hak ihlali oluşturacak nitelik bir benzerlik olup olmadığı değerlendirilmelidir. Markalar tüketici nezdinde farklılaşabiliyorsa ortada bir ihlal yoktur.
Marka Hakkının İhlali Savunma İmkanları Nelerdir?
Marka ihlaline karşı savunmalar, karşı tarafın iddialarının tespiti yapıldıktan sonra mümkündür. Aşağıda örnek olaylar ve Yargıtay kararlarıyla savunma imkanlarından bahsedilecek olup, her somut olayın niteliğine göre marka hakkının ihlali iddiasına karşı savunma yapılmalıdır.
Marka Hakkının Tükenmesi ve Paralel İthalat (SMK m.152)
Marka hakkının tükenme ilkesi, bir markaya ait ürünün piyasa sürülmesinden sonra, ilgili markalı ürünle alakalı marka hakkının sona ermesidir. SMK m.152’de düzenlenen bu ilke, marka hakkını sona erdiren bir durumdur.
Paralel ithalat ise, yurt dışından ucuza ürün ithal edip, iç piyasada satışa sunulmasıdır. Uygulamada yetkili satıcılar, kendi aracılığıyla ürün ithal edilmemesi sebebiyle, marka hakkının ihlali iddiasında bulunamakdır.
Yurt dışından orijinal ucuza ürün ithal edip, iç piyasada satışa sunmak yasal bir işlemdir. Marka hakkının tükenmesi ilkesi, marka hakkının ihlali savunma bakımından önemli bir imkandır.
Nitekim, Yargıtay 11. H.D.’nin “CHIVAS REGAL” kararında paralel ithalatın marka hakkının ihlali oluşturmayacağını, marka hakkının tükentiğini belirtilmiştir;
“… markasının yoIuyla yurda ithal edilmiş olan ve davacıyia ait …” markasını taşıyan paralel ithal ürün şişeleri üzerindeki üretim seri/parti numaralarının şişeler üzerin- den kaldırılması eyleminin 556 sayılı Marka KHK’nun 13. maddesi uya- rınca kötüleştirilmesi niteliğinde olup olmadığı hususunu ilişkindir. Herşeyden önce 556 KHK’nun 13. maddesi uyarınca, hukuka uygun şekilde piyasaya sürülen markalı mallar üzerinde marka sahibinin hakkı; tükenmiş olup hak sahibi bu malların paralel ithalat yoluyla sokulmasına engel olamayacaktır.” (11. HD., 2016/11969 E. – 2018/2059 K)
Gerçek Hak Sahipliği İlkesi
Marka hakkı kural olarak tescil yoluyla elde edilir. Bununla birlikte bir markayı ilk defa piyasa süren ve bilinirlik kazandıran kişi marka hakkına sahip olması mümkündür.
Ticari hayatta TÜRKPATENT nezdinde tescil edilmemiş, ancak uzun süredir kullanılan markalar olması mümkündür. Bu durumda marka tescil edilmemiş olsa dahi, bu kişinin markası üzerinde hak sahibidir. Buna gerçek hak sahipliği ilkesi denilmektedir.
Nitekim kanun koyucu da gerçek sahip sahipliğine hukuki imkanlar tanımıştır. SMK m.6/3 hükmünde, eskiye dayalı marka kullanım marka tesciline itiraz sebebidir;
“Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.”
Uygulamada bir başkasının markasının tescillenmesi sık rastlanılan durumdur. Uzun yıllardır kişi markasına kullanmasına rağmen, bir başkası tarafından tescillemesi sebebiyle marka ihlali iddiasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada gerçek hak sahipliği ilkesi gereğince marka hakkının ihlali savunmasında bulunulması mümkündür. Gerçek hak sahibi, tescilli markaya karşı marka hükümsüzlük davası açarak sicilden sildirmesi mümkündür.
Nitekim, Yargıtay kararında da gerçek sahipliği iddiasıyla marka hükümsüzlük davasının açılabileceğini hükmetmiştir;
“Gerçek hak sahipliği ilkesinden hareketle, bir markaya konu işaretin tescilden önce ilk defa ihdas eden ve kullanan kişiler bu kullanıma dayalı olarak, markanın başkalarınca tescil ettirilmek istenmesine itiraz edebilecekleri gibi tescilden sonra da hükümsüzlük davası açabilirler.” ( Y. 11. H.D. 2016/2732 E. , 2017/1504 K.)
Tescilli Marka Savunması
Marka tescili hak sahibine münhasır hak sağlar. Tescilli bir markanın kullanıması marka hakkının ihlali savunması olarak kullanılması mümkündür. Ancak, bu hak kesin bir mutlak hak değildir. Nitekim SMK .155 hükmü şu şekilde düzenlenmiştir;
“Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.”
Tescilli marka savunması, daha öncesinde markanın kullanılması veya rüçhan hakkı sahibi olunması halinde önem kazanmaktadır.
Kullanım İspatı Def’i: Markanın 5 Yıl Boyunca Kullanılmaması
Hukukumuzda markaların kesintisiz kullanım yükümlülüğü getirilmiştir. Bir tescilli markanın 5 yıl kesintisiz olarak kullanılması marka iptali sebebidir.
Açılan marka ihlali veya hükümsüzlük davalarında, marka sahibinin dava tarihinden önceki 5 yıl içerisinde markasını kullanıldığının ispatı istenebilir. Hukukumuzda buna kullanım ispatı denilmektedir. Davacı, markasını son 5 yıl içinde ilgili mal veya hizmetlerde kullandığını fatura, reklam veya katalog gibi belgelerle ispat etmekle yükümlüdür.
Marka hakkının ihlali savunmasında kullanım ispatı önemli bir defi olarak yer almaktadır.
Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı ve Zamanaşımı
Gerçekte bir marka ihlali var olması ve bu ihlale kesintisiz 5 yıl arayla sessiz kalınması halinde, sessiz kalma yoluyla hak kaybı doğurmaktadır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında, marka ihlaline uzun süre sessiz kalınması sebebiyle ticaret unvanın terkin edilmeyeceğini hükmetmiştir;
“Davacı şirket, her ne kadar Türkiye’de tescilli olmasa da 1990 tarihinden itibaren “İ..L” ibareli unvanını ve markalarını korumak için Türkiye’de girişimlerde bulunduğu gözetildiğinde ticaret unvanlarının ticaret siciline tescil edilmek zorunda olmaları ve tescilin olumlu etkisi nedeniyle davalı şirketin tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının bilinmediğini ileri süremeyecektir. Bu durumda davacı şirketin, davalının ticaret unvanının tescil tarihinden ilk ihtarname tarihine kadar uzun süre sessiz kalması nedeniyle artık davalının ticaret unvanının terkini talep etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. “(YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 2017/11-27 E. 2020/225 K.)
Markalar Arasında Benzerlik Olmaması
Taklit marka iddiasıyla marka hakkı ihlali iddiasıyla karşı karşıya kalındığında, her iki markanın benzer olmadığı iddiasında bulunulması mümkündür. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla iki marka arasında benzerlik olup olmadığına karar verilirken sadece kelime benzerliğine bakılmaz; bütünsel bir değerlendirme yapılır:
-
Görsel, İşitsel ve Kavramsal Farklılık: Markaların yazı karakteri, kullanılan logoların renk kombinasyonları ve telaffuz ediliş biçimleri tüketici nezdinde “farklı marka” algısı yaratıyorsa ihlalden söz edilemez.
-
Tüketici Kitlesi ve Dikkat Düzeyi: Ürünlerin hitap ettiği hedef kitle (örneğin; profesyonel bir yazılım kullanıcısı ile günlük market alışverişi yapan tüketici) markaları ayırt etme noktasında farklı dikkat düzeylerine sahiptir.
-
Sektörel Ayrışma: Markaların aynı sınıfta tescilli olması her zaman ihlal olduğu anlamına gelmez. Markaların hitap ettiği alt sektörlerin tamamen farklı olması, ticari alanda karşı karşıya gelmediklerini gösterir.
Ticari Hayatın Dürüstlük Kuralına Uygun Kullanım
Tescilli markanın kullanıması her zaman bir marka ihlali değildir. Ticari hayatın dürüstlük kurallarına uygun bir şekilde kullanımı hak ihlali sayılmamamaktadır.
Marka hakkının ihlali savunması olarak markanın dürüstçe kullanıldığı ve ticari hayatın akışı gereği zorunlu olduğu ileri sürülmesi mümkündür. SMK m.7/5’de dürüstlük kuralına uygun kullanım şu şekildedir;
“a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”
Marka Hakkının İhlali Savunma Dilekçesi Örneği
Paylaşılan marka hakkının ihlali savunma dilekçesi örneği sadece bilgilendirme amaçlı olup, genel birer taslaktır. Marka hukuku oldukça teknik ve her olayın kendine has dinamikleri (tescil tarihleri, kullanım biçimleri, benzerlik oranları vb.) olan bir alandır.
Bu taslakların bir avukat yardımı olmaksızın doğrudan kullanılması hak kaybına veya davanın aleyhinize sonuçlanmasına neden olabilir. Bu metinlerin kullanımı sonucunda doğabilecek hiçbir hukuki sorumluluk tarafımıza ait değildir. Haklarınızın korunması için mutlaka bir marka avukatı ile çalışmanız tavsiye edilir.
Neden Bir Marka Avukatıyla Çalışmalısınız?
Marka hukuku, sadece mevzuat bilgisi değil, aynı zamanda TÜRKPATENT ve Yargıtay kararlarının güncel takibini gerektir. Marka hakkının ihlali savunmasının her somut olaya göre hazırlanmalıdır.
Bir marka avukatı size şu avantajları sağlar:
-
Stratejik Analiz: Somut olayın “kullanım ispatı” mı yoksa “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” savunmasına mı daha uygun olacağı tespit edilir.
-
Delil Toplama ve Yönetimi: Kullanım ispatı def’inde sunulacak faturalar, kataloglar ve reklam verilerinin hukuki standartlara uygun formatta sunulmasını sağlar.
-
İhtarnamelere Profesyonel Yanıt: Henüz dava açılmadan önce gönderilecek etkili bir cevap ihtarnamesi, süreci yargıya taşınmadan sonlandırabilir.
Sonuç
Marka hakkının ihlali iddiasıyla karşılaşmak, işletmenizin ticari itibarı ve geleceği için ciddi bir tehdit oluşturabilir. Ancak 6769 sayılı SMK’nın sağladığı paralel ithalat, gerçek hak sahipliği, kullanım ispatı ve dürüst kullanım gibi def’iler, doğru şekilde kurgulandığında en güçlü savunma araçlarınızdır.
Marka ihlali davaları geri dönüşü zor hak kayıplarına neden olabileceğinden, sürecin en başından itibaren uzman bir marka avukatı ile ilerlemek haklarınızın teminatı olacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Marka ihlali ihtarnamesi aldığımda ne yapmalıyım?
İhtarnameyi aldığınız an, karşı tarafın iddialarını hukuki yönden analiz etmek için bir avukata başvurmalısınız. Kendi başınıza verilecek bir cevap, farkında olmadan karşı tarafın iddiasını kabul etmeniz anlamına gelebilir.
Markamı tescil ettirmiş olmam, ihlal davasına karşı mutlak koruma sağlar mı?
Hayır. SMK m.155 uyarınca, eğer karşı taraf sizden daha eski bir tarihte marka hakkına (veya gerçek hak sahipliğine) sahipse, kendi tescilinizi bir savunma gerekçesi olarak kullanamazsınız.
Başka bir ülkeden aldığım orijinal ürünü Türkiye'de satarsam marka ihlali olur mu?
Eğer ürünler marka sahibi tarafından dünya piyasasına hukuka uygun şekilde sürülmüşse ve ürünün yapısında kötüleştirici bir değişiklik yapmadıysanız, "Marka Hakkının Tükenmesi" ilkesi gereği bu satış (paralel ithalat) genellikle ihlal teşkil etmez.
Karşı taraf markasını 5 yıldan uzun süredir kullanmıyorsa ne olur?
Bu durumda "Kullanım İspatı Def’i" ileri sürülebilir. Davacı, markasını son 5 yıl içinde ciddi biçimde kullandığını ispatlayamazsa, ihlal davası reddedilebilir ve markasının iptali gündeme gelebilir.
Marka ihlali davalarında zamanaşımı süresi nedir?
Marka ihlali davalarında zamanaşımı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren genellikle 2 yıldır. Ancak her halükarda fiilin gerçekleşmesinden itibaren 10 yıl geçmekle hak düşer. Ayrıca 5 yıl boyunca sessiz kalınması durumunda "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" oluşabilir.
İçeriklerimiz, güncel mevzuat ve içtihatlar esas alınarak alanında uzman avukat tarafından hazırlanır; yeni gelişmelerde düzenli olarak güncellenir.

Av. Sena Koparan Şafak
İstanbul Barosu · Sicil 62376


